|
6. Türkiye Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz Konferansı ve Sergisi (TUROGE 2007) 27-29 Mart 2007 tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Türkiye Petrol Jeologları Derneği, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası ve ITE- EUF ortak organizasyonunda düzenlenen â??6. Türkiye Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz Konferansı ve Sergisi, TUROGE 2007â? 27-29 Mart 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çok sayıda yerli ve yabancı delegenin katılımı ile gerçekleşen konferans Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın M. Hilmi Güler, Cumhurbaşkanlığı Enerji Danışmanı Sayın Volkan Ş. Ediger, Petrol İşleri Genel Müdürü Sayın Erdal Gülderen, TPAO Genel Müdür Vekili Sayın Mehmet Uysal, Enerji Bakanlığı, TPAO, BOTAŞ ve MTA Genel Müdürlüğü üst düzey bürokratları ve çalışanları iştirak etmiştir.
Konferansta, Türkiyeâ??nin petrol ve doğal gaz alt yapısının kalkınmasına yönelik projeleri, Türkiyeâ??nin Asya- Avrupa arasında bir enerji koridoru olması yönündeki projeler, Avrupaâ??nın ve Türkiyeâ??nin kaynak çeşitlendirmesine yönelik uygulanan ve olası projeler uluslar arası uzmanlarca tartışılmıştır.
Konferansın ikinci gününde, Karadenizâ??de son yıllarda artan hidrokarbon aramacılığı, yapılan keşifler, olası taşımacılık sorunları ve boğazların güvenliği konuları ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Yine konferans dahilinde, Irak petrol ve doğal gaz potansiyeli, Kerkük-Ceyhan boru hattı, Kuzey Irakâ??ta faaliyet gösteren şirketlerin sorunları, Irak Petrol Yasası ve Türk şirketlerinin yasadan kaynaklacak kazanılmış hakları ve milli petrol şirketinin izlemesi gereken stratejiler tartışılmıştır. Ayrıca, T.C. Dışişleri Bakanlığı Irak Temsilci Yardımcısı Elçi Murat Özçelik, Irakâ??taki güvenlik sorunları ve terör konularında Türkiyeâ??nin izlediği politikaları belirtmiştir. Son olarak, gündemin sıcak konularından olan Doğu Akdenizâ??in petrol ve doğal gaz potansiyeli ve bu potansiyelin ortaya çıkarılmasına yönelik arama faaliyetleri ve hakları ile bölge ülkeleri arasındaki münhasır ekonomik bölge sınırlarının belirlenme süreci her yönüyle tartışılmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından tek taraflı olarak yürürlüğe sokulmak istenen münhasır ekonomik sınırlandırmanın uluslarası hukuk açısından da geçersiz olduğu benzer örneklerle ortaya konmuştur.
Konferansın sergi bölümünde ise, çok sayıda yerli ve yabancı şirket sektörel ürün ve faaliyetlerini sunma ve paylaşma fırsatı bulmuştur. TPJD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın İsmail Bahtiyarâ??ın Açılış Konuşması
Sayın Bakanım, Saygıdeğer Delegeler, Basınımızın değerli mensupları,
Türkiye Petrol Jeologları Derneği adına TUROGE 2007 Kongre ve Sergisiâ??ne hoş geldiniz diyor, açılışı onurlandırdığınız için hepinize teşekkür ediyorum.
Değerli katılımcılar; petrol ve doğal gaz endüstrisi, petrol fiyatlarının varil başına 70 $ seviyelerine yaklaştığı, zirve petrol üretiminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin hararet ile tartışıldığı, petrol ve doğal gaz kaynaklarının devamlılığının sağlanabilmesi için son derece kritik stratejik ve politik kararların hem ülkeler hem de endüstriye hizmet eden şirketler tarafından alındığı çok hassas ve stresli bir dönem içerisindedir.
Bu stresin en belirgin sektörel yansıması ise, aramacılık faaliyetlerindeki belirgin sıçrama olarak dikkatleri çekmektedir. Son derece doğal olarak, bu aramacılık faaliyetleri az aranmış, petrol potansiyeli tam olarak ortaya konamamış bölgeler ile petrol potansiyeli bilinen, fakat siyasi ve politik sorunlar nedeniyle günümüze kadar tam olarak ele alınmamış bölgelerde yoğunlaşmıştır. Her iki anlamda da Türkiye, bu bölgelerin bazıları ile coğrafi konum olarak iç içe, politik olarak ta seyirci kalamayacağı statüdedir.
Uzun yıllardan bu yana hidrokarbon potansiyeli taşıyabileceği düşünülen Karadenizâ??in önemi son yıllarda somutlaşmaya başlamıştır. Akçakoca ve Ayazlı kuyularındaki doğal gaz keşfini takiben, Petrobras şirketinin de Türkiyeâ??ye gelmesi ve TPAO ile ortaklık oluşturması önümüzdeki yıllarda Karadenizâ??in büyük yatırımlara maruz kalacağının açık belirtisidir. Karadenizâ??e komşu ülkeler arasında imzalanacak çeşitli ortaklıklarında bu yatırımların önümüzdeki yıllara yönelik projeksiyonunu hızlandıracaktır.
Bu bağlamda kuruluşundan bu yana aktif rol üstlenmekten uzak olan Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) Örgütüâ??nün dönem başkanlığını Türkiyeâ??nin üstleneceği 1 Mayıs- 31 Ekim 2007 tarihlerinin önemli bir milad alacağı kanısındayım.
Yine petrol potansiyeli tam olarak değerlendirilememiş olan doğu Akdenizâ??de de Suriye, Lübnan, Mısır, GKRY ve Türkiyeâ??nin artan aramacılık faaliyetleri bu bölgenin de önümüzdeki yıllarda önemli gelişmelere gebe olacağını göstermektedir.
Türkiyeâ??nin Karadeniz ve Akdenizâ??inde yürütülecek aramacılık faaliyetlerini etkileyecek en önemli siyasi unsurlardan biride yürürlüğe girecek olan yeni Türk Petrol Yasasıdır. Sektördeki gelişmeler, AB süreci içerisinde yapılan Yasal düzenlemelere bağlı olarak 6326 sayılı yasada değişiklik yapma zarureti doğmuştur.
Fakat, yapılan düzenlemelerle petrol ve doğal gaz Türkiye için stratejik olmaktan çıkarılmıştır. Yeni Türk Petrol yasasına göre daha açık ve anlaşılır olan 6326 sayılı yasanın PİGMâ??ce yürütülmesinde çok fazla sorunların yaşandığı tüm sektörce malumdur, bunun nedeni maalesef PİGMâ??nün yasanın kendisine vermiş olduğu yükümlülükleri hakkaniyet ile yerine getirememesidir. Yeni yasa ile PİGMâ??nün görev ve yükümlülükleri artırılmıştır, kurumun sektörde deneyim kazanmış uzman kadrolarla mutlaka güçlendirilmesi şarttır.
TPAO Yeni Türk Petrol Yasası ile birlikte hiç bir yasal düzenlemeye tabi olmayan bir KİT konumuna dönüşmektedir. Daha önce 6327 sayılı kuruluş kanunuâ??nun mülga olması, 6326 sayılı yasanın da yürürlükten kaldırılması ile TPAOâ??nun statüsünü tanımlayan herhangi bir yasal düzenleme kalmamıştır. Geçmişe bakıldığında Milli petrol şirketi olmanın verdiği sorumlulukların gereğini yerine getiren TPAO devletimizin omuzlarına mali yük oluşturmayan müstesna kamu kuruluşlarımızın başında yer almaktadır.
TPAO bu gün yatırım ve finansman programları ile işletme faaliyetlerinin yürütülmesinde, devlet ve hükümet bürokrasisinden edinme zorunluluğu olan görüşler ve onaylara bağımlı bırakılmış, yapılan provalarla kötü bir KİT elbisesi içine sığdırılmaya ve uyum sağlamaya zorlanmıştır. TPAO, uluslararası standartlar ve pratiğe uygun, dikey entegrasyona sahip bir petrol şirketi olma özelliğinden uzaklaşmış, yetkinlikleri ve rekabet gücünden büyük kayıplara uğramıştır. Bu gün ise çıkarılmaya çalışılan yasa koşullarında uluslararası entegre dev petrol şirketleri ile rekabet etmesi beklenmektedir. TPAO emsallerine uygun olarak en kısa sürede entegre yapıya kavuşturulmalıdır. Yasada mevcut olan bu ve benzeri sorunların gerekli düzenlemelerle ortadan kaldırılması önümüzdeki süreçte ülkemizde faaliyet gösteren petrol şirketlerinin daha verimli çalışmasına ve keşfedilecek kaynaklardan Türkiyeâ??nin daha fazla yararlanmasına zemin hazırlayacaktır.
Siyasi belirsizliklerin yaşandığı, Irakâ??ta arama ve geliştirme faaliyetlerine yönelik sorunların aşılması ve gerekli alt yapıların tesis edilmesi en büyük temennimizdir. Bu bölgede faaliyet gösteren firmalara gerekli destekler sağlanmalı ve engel teşkil eden siyasi sorunların aşılması için devletler düzeyinde çaba sarfedilmelidir.
Türkiye bölgede gerek siyasi ve gerekse ekonomik açıdan en istikrarlı ülke olması konumuyla hem Hazar bölgesinde hem de Orta Doğuâ??da üretilen hidrokarbonların batı pazarlarına ulaştırılması için en güvenli yoldur. Bakü Tiflis Ceyhan boru hattının faaliyete geçmesi de bunun en belirgin yansımasıdır. Özellikle AB ülkelerinin orta ve uzun vadede doğal gaz talebinin karşılanması, kaynak çeşitlendirme politikaları ile Türkiyeâ??nin â??enerji köprüsüâ? olma stratejisine entegre edilebilecek çeşitli projeler ile şekillendirilmelidir.
Değerli konuklar, TUROGE 2007 konferans ve sergisi süresince gerçekleşecek çeşitli oturum ve panellerde bölge ülkelerinin upstream ve downsteram konuları tartışılacaktır. Değerli delegelerin konferans boyunca teknik, idari, finansal ve ekonomik konulardaki görüş alışverişleri, bölgede petrol ve gaz potansiyelinin en uygun şartlarda değerlendirilerek üretilmesi ve pazarlara taşınması konularında geleceğe yönelik temel taşları oluşturacaktır.
Bundan dolayı, bu konferansta elde edilecek görüşlerin bölge ülkelerinin ekonomik gelişmelerine çok önemli katkı sağlayacağı gibi bölgesel işbirliğinin gelişmesine de yardımcı olacağı inancı ve dileğiyle hepinize saygılar sunarım. |